Hani derler ya "Babadan kalma emanet, çocuklarıma bırakacağım tek mirassın" diye
Benim ki de o tutku içerisinde 30 yıldır devam ediyor yeşil ile siyahın düğünü
8 yaşında tanıştığım tribün atmosferinde 22 yılı geride bıraktım.
Nice maçları kaybedişimin üstünden yıllar geçti, geçmeye de devam ediyor.
Kocaelispor'un anlı şanlı tarihine birçok kez şahit oldum.
İnönü'de, Sami Yen'de Trabzon'da zaferler yaşadım.
Önce Trabzon'u devirip İsmetpaşa'da, sonra da Beşiktaş'ı Bursa'da çimlere görüp iki kez Türkiye Kupası'nı kaldırmanın sevincini yaşadım.
Gazetecilik yaşantıma başlamaktaki tek idealim olan,
"Tuttuğum takımın peşinden gitmek" hedefimi gerçekleştirdim.
İleriki yıllar ne gösterir bilemem ama gazetecilik yaşantımda Bank Asya şampiyonluğu ve Süper Lig macerasını da yaşadım, görüntüledim.
Hiçbir zaman gazeteci kimliği değil TARAFTAR kimliğim ön plana çıktı.
Dostlarımla, üniversiteden arkadaşlarımla konuşurken "Hayallerin Kocaelispor'du onu da gazetecilikle bağdaştırmışsın" diyenler oldu.
Şimdi Kocaelispor zor durumd, Kocaelispor delikli 1 liraya muhtaç.
Yıllarca yaşanan Lale Devri'nin ardından
Şimdi çöküş ile birlikte yanan bir binanın küllerini taşıyoruz.
Taraftarın içinden geldiğim için hep gurur duydum hep kendimi taraftar olarak kabul ettim.
Bu gazetenin spor ekini çıkarırken bile "Tribün" demekle isim babalığı yaptım.
Çünkü benim geldiğim ortamı andırmalıydı çalıştığım kurumda.
Benim gibi nice insanlar nice taraftarlar var çevremde.
"Amatöre de düşsen kaldırımdan destekleriz" diyorlar sürekli.
Zaten takım sevgisi, takımına bağlılık da bunu gerektirmez mi?
Başka işiniz gücünüz yok mu dediler hep.
"Kulüp kapansın diye bekleyen akbabalara karşı"
"Nerede şampiyonluklarınız, nerede kupalarınız?" diyen kötü günümüzü bekleyen kişilere inat;
Ne müşteriyiz ne seyirci;
Ben ve benim gibiler TARAFTARIM diye haykırdım onlara.
Taraftarlığın iklimi içine işlemiş olanlardan ben de diyorum ki şimdi
Gün birliğe, beraberliğe, takımına daha da fazla sahip çıkmaya,
Ona sarılmaya her zamankinden daha çok sıkıca
O zaman yapacağımız tek şeyi yapmamız gerekiyor.
Delikli bir kuruşa bile ihtiyacı olan takımımıza sahip çıkmamız gerekiyor.
Taraftarlığın"Bedava bilet, bedava otobüs ile olmadığını" bilenlerdeniz
Şimdi haykırılım mı "Azız ama özüz, biz bize yeteriz" diye
Ne boyun eğeceğiz ne de kaçıp gideceğiz.
İsmetpaşa da "Şampiyonluk da nasıl düğüne gider gibi gittikse, cenaze ortamında da orada olacağız"
Yapacağımız tek şey takımımıza tam destek verip, ona daha da bağlanıp, el verip sarılmak.
Piyasaya çıkarılan kombineleri tüketelim.
Takıma daha da destek verip, ailemizle, eşimizle çocuğumuzla tribündeki yerimizi alıp
Avazımız çıktığı kadar bağırıp destek olmalıyız.
İlk olarak tüm kombineleri tüketelim.
Bir kuruş bile katkı katkıdır bu zor günlerde.
Kimsenin kendi hesaplarını yapmasına izin vermeyelim.
Kombineleri tüketip sahip çıkmanın ateşini yakalım.
Taraftarım ve tarafındayım diyorsak...