1980 sonrası CHP tarihi; Halkçı Parti ile başlar; onu SODEP, SODEP’i ise SHP takip eder…
Daha sonra SHP, 1992’de kurulan CHP’nin çatısı altına girer ve solun bu en büyük partisi yoluna böyle devam eder…
Bir dönem Keramettin Gençtürk yapmıştır örneğin bu gelenekte İl Başkanlığı;
Sonra istifa edip milletvekili adayı olmuştur…
Gençtürk listeye girmiş fakat kazanamamıştır…
İlerleyen yıllarda Ömer Türkçakal İl Başkanı olmuştur örneğin; milletvekilliğinin ardından…
O da aday olmuş fakat CHP genel merkezi onu listeye dahi koymamıştır…
CHP’de İbrahim Aydın İl başkanlığı yapmıştır;
İstifa edip aday olmuş, duyduğuma göre 6. sırada yer bulmuş ve parlamentoya gidememiştir…
Daha sonra Rıdvan Alkan, İl başkanı olmuş, o da istifa edip milletvekilliği aday adayı olmuş;
Genel merkez tarafından da aday gösterilmiştir…
O sene Salih Gün milletvekili okurken;
Partinin en önemli mevkisinde bulunan isim 4. sıraya konmuş vekil olamamıştır…
Cevdet Barış örneğin…
2007 seçimleri öncesinde İl başkanlığı görevinden istifa etmiş; milletvekili aday adayı olmuştur…
3. sıra adayı olan Barış, parlamentoya gidememiştir…
***
“İl başkanlığı, milletvekilliğine açılan bir kapıdır” diyerek İl başkanlığına ısınan isimlere söyleyeceğim;
1980’den sonra İl başkanlığından istifa edip milletvekili aday adayı olan bir sürü isim ya aday yapılmamış, ya da seçilecek sıraya konulmamış…
Yani CHP’de İl başkanlığı, milletvekilliğine açılan bir kapı değil…
***
Peki, CHP’de milletvekili adayı nasıl olunur?
Salt genel merkeze bağlılık ya da salt örgütlere bağlılık aday olmaya yeter mi?
22 Temmuz’u hatırlayın;
İzzet Çetin genel merkeze en yakın isimlerdendi…
Fakat örgütler “hayır” dedi;
Çetin yerine Cevdet Selvi 1. sıraya oturdu…
Ya da sadece örgütler yeter mi?
Sadece örgütler yetse, Hasan Çelik şu zamana kadar en az iki dönem milletvekilliği yapmış bir isim olurdu…
Yani vekillik için hem genel merkezin hem de örgütlerin desteğini almak gerekiyor…
***
İşin özü;
CHP’de İl başkanlığı, milletvekilliğine giden bir yol değildir…
Aksine, milletvekilliğinin önünü kapatan bir barajdır…
Adaylara duyurulur…
…………………………………..
Lütfü Türkkan’ın “Çevik
Bir” yazısını mutlaka okuyun
“28 Şubat’ın Mimarı, Amerika’nın koruyup kolladığı bir askerken, gözaltına alınanlar Amerika’nın yaramaz çocukları mı?” diye bitirmiş Lütfü Türkkan; www.internethaber.com adlı internet sitesinde yazdığı “Size paşam yerine Çevik Bir diyebilir miyim?” başlıklı yazısını…
28 Şubat postmodern darbesi ve son birkaç yıldır ülke gündemine damgasını vuran Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının “iç yüzünü”, yaşanmış bir olayla anlatmış…
Asıl darbeyi yapanların korunduğunu, yapmayanların ise “yaramaz çocuk” denilerek içeri atıldığını ima etmiş…
Ve de asıl suçlunun “kim olduğunu” sorup; cevabını da vermiş…
Okumanızı tavsiye ediyorum; çünkü Türkiye’de yaklaşık 50 bin kişi okumuş bu yazıyı…
………………………….
Korkmayın…
BEKİR Coşkun, “Korku” başlıklı yazısını şöyle tamamlıyordu:
- Korkmayın... Onurlu-yürekli insanlar var... Onlar; vazgeçtiğiniz kimliğinizi-kişiliğinizi-özgürlüğünüzü-haysiyetinizi size geri getireceklerdir... Eziyet çekerek... Çırpınarak... Yakılarak... Yanarak... Gerekirse yok olarak... Savaşarak, size onurunuzu geri vereceklerdir... Er geç bu olacaktır... Korkmayın...
***
Çağdaşlıktan, demokrasiden, laiklikten uzaklaşıp örtülü bir faşizme yürüyen Türkiye’de; hala bize “korkma” diyen birilerinin olması güzel…
……………………………
Cumali Durmuş
Gaziantep yolcusu
MHP Teşkilat İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Kocaeli Milletvekili Cumali Durmuş, Gaziantep İl Teşkilatı’nın daveti üzerine 6-7 Mart 2010 tarihleri arasında bir dizi programa katılmak için Gaziantep’te olacak…
Durmuş’un daha sonra diğer illere gitmesi bekleniyor…