BİR ara haftada bir çalıştığım gazeteye gelirdi Mazlum Derciler…
Ne zaman başı kapalı bir hanımefendi görsem anlardım…
Mazlum Der ve benzer “dinci” gruplar nedeniyle yazdığım bir yazı nedeniyle “açıklama metni” getiriyorlar…
- Hoş geldiniz, deyip çay söylerdim…
O sıra göz ucuyla yazıyı keserdim…
İçimden derdim:
- Yahu nasıl geçirmişler bana; utanmadan birde “darbeci zihniyet demişler…
Olsun…
Harfine dahi dokunmadan bir sonraki günkü köşeme yazardım Mazlum Der’in açıklaması…
O zamanlar Mazlum Der Genel Başkanı yazdığım gazetede yazardı…
Hem kendi köşesi, hem de bana yaptığı açıklama çıkardı gazetede…
Yani, tam sayfa…
Olsun…
İşte demokrasi buydu…
Basın ahlakı buydu…
Mevlüt Soysal’ın köşesinde, Mevlüt Soysal’a yöneltilen ağır ithamlar olurdu…
***
Vali Yardımcısı Erol Türkmen başkanlığında toplanan İl İnsan Hakları Kurulu gibi önemli bir kurumum toplantısındaydım önceki gün…
Tam yarım saat, çalışma arkadaşım Ergün Demir’in yazdığı yazıyı konuştular…
Tabiri caizse, ağızlarına ne geldiyse söylediler…
- Pes yahu…
- Ciddiye bile almaya gerek yok…
- Gazeteciler sansasyon için buları yazıyor, vesaire…
Yani, demediklerini bırakmadılar…
Halbuki “çağdaşlık” bunu gerektirmez…
Çağdaş dünya da insanlar eleştiriye tahammüllü olur…
Varsa söyleyecekleri bir şey, bir metin hazırlayıp yazara yollarlar…
Ve her yazar gibi Demir de harfine dahi dokunmadan bunu köşesine alır…
Hadi bunu yapmadılar…
Giderler yazıyı tekzip ettirirler…
***
Soruyorum İnsan Hakları Kurulu’na…
Grup toplantılarında gazetecilere haddini bildirmeye çalışan Başbakan’dan ne farkınız kaldı sizin?
Soruyorum İnsan Hakları Kurulu’na…
Gazete patronlarını tehdit eden Devlet Bahçeli’den ne farkınız kaldı sizin?
***
Ergün Demir Kurulu eleştirmiş…
Demir’in yazdığı baştan aşağı da “doğruluktan uzak” olabilir…
Ama bunun cevabı sizin verdiğiniz gibi verilmez…
Bir açıklama metni hazırlarsınız;
Topu topu 10 dakikanızı alır…
…………………………………
Karaosmanoğlu’na çok önemli sorular
SORUYORUM Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’na:
Hangi ara Özel Peteğim Özel Eğitim Okulu’na gittiniz de oradaki otistik çocuklarla sohbet ettiniz…
Hangi ara bu kadar yakın oldunuz çocuklara…
Ki sizi gören, “İbrahim amca buraya gelsene” diyor…
Yani, nasıl kurdunuz bu samimiyeti?
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ü görünce yüzünü çeviren çocuklar, sizi görünce mutlu oldu…
Vallahi bravo…
Bravo gerçekten…
Bundan daha güzeli var mı?
……………………………….
Hoş geldin Niyazi Deniz…
DAHA iki gün önce CHP İzmit İlçe Sekreteri Özkan Nalbantoğlu doğacak çocuğunun ana rahmindeki fotoğrafını gösteriyordu bizlere…
Heyecanlıydı…
İçi içine sığmıyordu…
- 19 Şubat’ta doğacak inşallah, diyordu…
Beklenilenden erken, 17 Şubat’ta hayata gözlerini açmış küçük Nalbantoğlu…
Adını Niyazi Deniz koymuşlar…
Niyazi: Özkan ağabeyin çok sevdiği dedesinin ismi…
Deniz ise bildiğiniz gibi Deniz Gezmiş…
Annesi Sevilay Nalbantoğlu ve babası Özkan Nalbantoğlu’yla beraber mutlu bir hayat diliyorum Niyazi Deniz’e…
***
Bu arada CHP’de siyaset yapmak, bir yerlere gelmek isterse Niyazi Deniz; işi gerçekten çok zor…
Çünkü babası “ana muhalefet” partisinde hala siyaset yapıyor olur…
CHP’de kolay bırakılmaz ya koltuklar…
Tabi ki son cümleler şakaydı…