Evet…
Bende o karlı, rüzgarlı, donlu ve uzun Ankara yolunda düşündüm…
Ve de düşünürken Adem Ağabey’e baktım; onunda gözleri uzağa dalmıştı…
Sözcükler boğazına düğümlenmiş gibiydi…
Sessizce arka sıralara doğru bakmaya yeltendim;
Sessizlik vardı…
Bir arkadaşın yumruğunu sıkarak dizine vurduğunu gördüm;
Düşünmekten kan çanağı olan gözleri dolmuştu…
Ön koltukta oturan Erdal Sertel’in yutkunuşunun sesini duydum…
Sanki akıllarda tek soru vardı:
- Bayram değil-seyran değil bizler neden Ankara’ya gidiyoruz…
***
Bir ara gözlerimi kapattığımda “kabus” gördüm…
Devlet Bahçeli odasının ortasında bir kazan kaynatıyor ve gazetelerimizin genel yayın yönetmenlerine soruyordu:
- Bundan sonra da mı bizi desteklemeyeceksiniz?
- Hayır, diye uyandım…
Anladım ki kabus gören tek ben değilmişim…
Arka sıralardan da “hayır” sesleri geldi…
***
Evet…
Bayram değil-seyran değil biz neden Ankara’ya gidiyorduk…
- Yoksa, dedim;
Yoksa MHP biz gazetecileri bir oyunun içine mi almaya çalışıyordu…
Yoksa bizleri bir plana mı dahil etmeye çalışıyorlardı…
- Neden, dedim;
Neden Devlet Bahçeli; Cumali Durmuş ve Ruhi Çavdar’ın talebi üzerine biz gazetecilerle bir toplantı yapıp, bizlerin sorularını yanıtlayacaktı?
Bu ne “tuhaf” işti…
Bir genel başkanın gazetecilerin sorularını yanıtlaması kadar “garip” bir iş var mıydı bu ülke de?
Doğru olan gazetecilerin bir genel başkanın sorularını yanıtlaması değil miydi?
***
Ve de grup toplantısı…
Ne işimiz vardı orada…
Grup toplantısında biz gazetecilerin işi neydi?
En son CHP’nin grup toplantılarına katıldıktan sonra bir duş alıp “tövbe” etmiştim oysa…
Ama bozdum…
Aramızda kalsın…
***
“Bayram değil seyran değil, böyle bir organizasyon niye yapılır? Hangi amaçla Ankara’ya giderler? Bunun altında mutlaka bir sebep vardır. MHP’nin grubuna daha önce gitmeyenler niye gider?” diye sormuş Nedim Arsal…
Acılarım depreşti…
Hüzünlendim…
Sevgili Arsal…
Ben bu soruyu kendime tam 10 gündür soruyorum:
- Bayram değil-seyran değil bizler neden Ankara’ya gittik…
Neden gittik…
Tanrım!
Neden gittik…
………………………………..
Orhan Erdem’in parmağı Durmuş’a vururken mi kırıldı?
Dünde yazdım…
MHP Kocaeli Milletvekili Cumali Durmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkan kavganın tam ortasındaydı…
Yumruklaştığı isim ise AKP Konya Milletvekili ve Meclis İdari Amiri Orhan Erdem’di…
Erdem önceki gün televizyonlara çıkarak kırık parmaklarını ve morarmış sağ gözünü gösterdi…
Tamam, yüksek ihtimal Erdem’in gözünü morartan Cumali Durmuş’tu…
Ama parmaklarını kıran…
Fotoğraflardan anladığım kadarıyla Erdem’in parmakları, Durmuş’a vururken kırılmış…
Yani Erdem’in, “Parmaklarımı MHP’liler kırdı” sözlerine pek inanmıyorum…
…………………………………..
Sözer’de saç-sakal birbirine karışmış
CHP’DE İzmit İlçe Başkan adaylığını açıklayan, daha sonra ise adaylıktan çekilen Sefa Sözer’i gördüm;
Saç-sakal birbirine karışmış…
Acaba bu durumun nedeni kongre sonucu mu?
Aklıma bu soru geldi…
……………………………
Özür ve düzeltme
DÜNKÜ köşe yazımın başlığı, teknik bir hata nedeniyle “Fikret Toker’den Sarıbay’a destek yok” şeklinde çıkmış…
Halbuki başlık, “Halk AKP’yi götürür mü?” şeklinde olacaktı…
Okuyucularımızdan özür dilerim…