Ateşi yakmıştı pazarcı esnafı; o bembeyaz karın üzerinde…
Elleri nasırlı, yorgun, üşümüş ve de mutluydular…
Öyle ki tuhaftı…
İnsanlık sıcacık evlerinde, karınları tok, sırtları pek ve ellerini sıcak suda yıkarken mutlu değildi…
Evin içinde dolaşmalar…
Ellerindeki kumandayla kanal değiştirmeler…
Camdan dışarıyı seyretmeler…
Yatmalar, kalkmalar, sarhoşluklar…
***
Perşembe gecesinden başlayan kar, Cuma sabahı bembeyaz bir şehir bırakmıştı bizlere…
Benim gibi evi yukarılarda olanlar, hiç basılmamış kara basıyor, dokunulmamış ağaçlardan indiriyordu kar tanelerini…
İzmit güzel bir fotoğraftı Cuma sabahı…
Hani bilirsiniz o fotoğrafı…
Yüz küsur yıl önce çekilmiş…
Yürüyüş Yolu’nun ortasından, bacasından duman tüten bir tren geçiyor…
Her taraf kar…
O fotoğraf geldi Cuma sabahı aklıma…
Elimde fotoğraf makinesiyle yollara çıkasım geldi…
Güzel bir İzmit fotoğrafı çekmek için…
Üşendim…
Ev mutsuzluklarına bıraktım kendimi…
***
Pazarcı esnafı akşam karanlığında bir ateşi yakıp ellerini ısıtıyordu…
Ateşin üzerinde demledikleri çayın yanında sigara içiyorlardı…
Ayaklarında çizme vardı bazılarının…
Bazılarınsa çorapları sırılsıklam olmuştu…
İçimden yanlarına gidip çaylarını bölüşüp sigara ikram edesim geldi…
Gidemedim…
Başkaydım onlardan…
Münzeviydim…
Ellerim nasırlı değildi…
Yokluk bilmediğimden hiç, varlığın değerini bilmemiştim…
Zevk almamıştım, çaydan, sigaradan, ısınmaktan…
Hiç kalmamıştım çaysız, sigarasız, soğuk bir sokakta…
***
Pazarcı esnafı ateşin başında ısınırken; sıcak evimde kendi içimdeki soğukluğa dokundum…
Kardan da soğuk… Buzdan da soğuk…
Öyle ki lastiği, kağıdı, odunu, kömürü geçtim…
Dünya yansa ısınamayacak o soğukluğa dokundum…
………………………………..
Dink cinayetini savunmak
CHP Lideri Deniz Baykal, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun katledilişinin yıldönümünde yayınladığı mesajda, ocak ayında aramızdan ayrılan diğer aydınları, siyasetçileri, bürokratları da anmış…
Muammer Aksoy, İsmail Cem, Aydın Güven Gürkan, Gaffar Okan…
Ne yazık ki Baykal Hrant Dink’in yine unutmuş…
19 Ocak tarihinde, Hrant Dink’in ölüm yıldönümüne denk gelen grup toplantısında Dink’le ilgili bir cümle dahi kurmaktan çekinen Baykal, Dink’i yine unutmuş…
Bana göre savunmaktadır Baykal bu katliamı…
Ocak ayındaki tüm ölümleri hatırlatan Baykal’ın Dink’i unutması, bir anlamda savunmaktır cinayeti…
Sustuklarından da sorumludur bir siyasi…
……………………………
Mumcu cinayetini Sertel çoktan çözmüş
BAKIYORUM da, arkadaşlarımız köşelerinden Uğur Mumcu cinayetini aydınlatmışlar…
Bu cinayet kesinlikle şeriatçıların değil, Ergenekoncularınmış…
Örneğin Erdal Sertel, “Bugün çok iyi anlıyoruz ki, Mumcu suikastı derin devletin ve karanlık güçlerin bir senaryosuydu” demiş…
Adres olarak da Ergenekon davalarını işaret etmiş…
Öyle ki Sertel, daha dava sonuçlanmadan kararını vermiş…
İddianamede geçen isimleri “katil” ilan etmiş…
Bir de demiş ki:
- Bugün ortaya çıkan gerçekler karşısında 17 yıl önce sokaklara dökülüp kahrolsun şeriat diye bağıranlar pişman olmuş mudur?
Yani bu cinayeti “kesin” olarak yobazlar işlememiş…
Bana göre Sertel, savcılara yardımcı olmalıdır…
Çünkü her şeyi çözmüş…
***
Bu arada sorum şu:
Kubilay Öğretmeni de mi derin devlet öldürdü?
Ya da 31 Mart vakasını çıkartan da Ergenekoncular mıydı?
Umarım Sertel cevap verir…