O DÖNEM çalıştığım gazete akşam değil, sabah çıktığı için; gece geç saatlerde olan bir olayı da sayfalarımıza katabiliyorduk.
Gazetedeydim…
Saat 22.00 sularında genel yayın yönetmenin yanına çağırarak, “Mevlüt şu yazıyı oku” dedi.
Okudum, “doğru abi” dedim;
- Taman, doğru da… Bu muhtıra…
- Nasıl abi?
- Yani, bir çeşit darbe…
Ulusal gazeteler bile Genelkurmay Başkanlığı’nın e-muhtırasını gazetelerine taşıyamazken, biz yer vermiştik.
Vermiştik de;
Bizim gibi o yıllar yaşı 25 dahi olamamışlar, olayın vahametini fark edemiyordu.
***
Gece saat 22.00’ydi.
Ağzımdam şu cümle çıktı:
- Genelkurmay geç bile kaldı. Resmen ülkeye şeriatı getirdiler.
Ve de ardından;
Ülkedeki tartışmaların geniş bir kesminin büyük bölümünü bu “e-muhtıra” oluşturdu.
Cumhuriyet mitinglerinde “AKP’ye hayır” diyen milyonlar;
Köşke türban çıkamaz, diyenler;
Yani, az değil çok ama çok kişi, benim gibi o e-muhtırayı alkışlayarak karşılamıştı.
Hata mıydı?
Evet, hataydı.
Ben ve çok kişi 27 Nisan gecesi ve sonrası bir çeşit darbeyi ayakta alkışlamıştı.
Ben değil;
Çok kişi…
Bir çok siyasi parti, sivil toplum örgütü, gazeteciler-yazarlar-düşünürler…
***
İşte bugünlerde anamuhalefet lideri, “Ey AKP, önce muhtırayı yazan Yaşar Büyükanıt’tan hesap sor” diyor ya…
İşte onların da, tıpkı benim gibi bunu demeye hakkı yok.
Çünkü sorarlar:
- 27 Nisan gecesi ne yapıyordun?
Ne yapıyorduk?
Alkışlıyorduk…
Ya da…
Sessizdik…
***
Anamuhalefet lideri, dönemin Genekurmay Başkanı’nın bu muhtırayla, -isteyerek- ülkeyi kutuplaştırdığı, bu sayede de AKP’nin yüzde 47 oy aldığını iddia ediyor.
Ekliyor:
- Oyun oynandı.
Haklı da;
Cumhuriyet Halk Partisi, bu oyunun neresindeydi?
Bu kutuplaşmanın sağlayıcılarından birisi değil miydi?
Medet ummadı mı bu bölünmeden…
Bizler de;
Memnun gözükmedik mi ayrışmadan…
***
İnsanlar, partiler, örgütler, düşünürler…
Zamanı gelince “özeleştiri” yapmalıdır.
Ben o gün alkışladım.
Keşke… “Ey Genelkurmay, yaptığın demokrasiye aykırıdır” diyebilseydim.
Ben değil sadece…
Hepimiz;
CHP de, diğerleri de…
Okuyucu, “Gençtürk doğru yapıyor” dedi
AYNI gün iki “geri vites” çoktur ama mecbur kaldım.
Dün, EDP’nin referandum konusunda AKP’nin değirmenine su taşıdığını ifade etmiş ve eklemiştim:
EDP İl Başkanı Keramettin Gençtürk geçmişiyle çelişiyor, istifa etmelidir.
Dün 10’un üzerimde okuyucumla bu konuyu masaya yatırdık.
Ve de neredeyse tamamı şu cümleyi kurdu:
- EDP ve Gençtürk, anayasaya ‘evet’ demekle doğrusunu yapıyor. Sen ise tamamen “AKP muhalifi” bir gözle bakıp, “ulusalcı” bir dille eleştirini yapıyorsun.
Teşekkür ettim hepsine…
Konuyla alakalı iki okuyucumun yorumları şöyle:
- Keramettin Gençtürk ve EDP’yi kutluyorum. Gerçek sol duruş budur. Referanduma sırf AKP yaptı diye karşı çıkmak müzmin muhaliflik olur. Değişiklikler yeterli değil, eksikleri çok ama geriye doğru bir madde yok. O nedenle evet demek en doğru tavırdır. EDP’yi bir solcu olarak kutluyorum...
- EDP panelinde söylenenlerden hiç bir şey anlamamışsınız. Değişen 26 maddenin hiç biri şu anda yürürlükte olanlardan, bireysel özgürlükler ve demokratik değerler açısından geri değil. Sırf AKP yaptı diye hayır demek doğru değil.