Atatürk; “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” demiş.
Gerçekten de bu özelliklere sahip miyiz?
Bence hayır! Henüz U-15 düzeyinde futbolcuların bile hakem dövmesi ahlak düzeyimizi gösteriyor zaten. Belki de olaylı maçlar açısından ülke çapında üst sıralarda yer alırız. Yalnız futbolcu mu suçlu olan? Yöneticisinden hocasına, futbolcusuna, hakemine ve hatta seyircisine kadar her kurum bu suça ortak. Futbolcu; yönetici ve antrenörün aynasıdır. Aileden aldığı ahlak da en belirgin özelliği.
Yönetici; “Ben şampiyon olacağım”a şartlanmışsa ve “Bu maçı mutlaka kazanacaksınız!” mantığı ile futbolcularını motive ederse o futbolcu ve hocası da kaybetmeyi hazmedemez, suçu kendisi dışındaki unsurlarda arar. Bu; ya hakemdir, ya da rakip futbolcular. Tabii ki seyircinin tribün desteğini de unutmamak lazım. “Vur oğlum, ayağını ver eline v.s.” gazlarını yiyen futbolcu da aldığı mesajın karşılığını verir. Amatörün amacı nedir? Gençlere spor yatırmak ve onlara güzel ahlak kazandırmaktır. Ancak biz seyirci, yönetici ve hocalar gençlerin ahlakını bozmakta katkı sağlıyoruz.
Şikayetimiz var! Rüşvet yiyen memurdan, iş takibi yapan siyasetçiden ve köşe dönmeyi, kurnazlık yapmayı uyanıklık sayanlardan hep şikayet ederiz. Peki; o gençleri hayata kim hazırlıyor? “Ne ekersen onu biçersin” demiş atalarımız. Daha çocuk yaşta sahte oynatırsan, maç sattırırsan o çocuktan ne beklersin ki. Bir de ailede para kazanma hırsı varsa; daha topa ayağını sürdüğü anda bir Rıdvan’dır, Tanju’dur onun oğlu. Takıma giremiyorsa mutlaka “Torpili olmadığı içindir.” Yoksa onun oğlu hak etmiştir kadroyu. Olmadı ister bonservisini başka takıma…
İş bulabilmek için araya adam koyup meslektaşının ayağını kaydıran hocalar var bizim ligimizde. Adam kulüple anlaşıyor, el sıkışıyor, takımı hazırlıyor; bir, iki maç takımın başında, başarısız da değil, işine son veriliyor. Çünkü hatırlı kişiler girmektedir araya, yöneticiler de “Hayır” diyemez, zira göbek bağı vardır siyasetle. Genellikle belediye takımlarında bu çark döner.
Genç futbolcuyu buluyorsun mahalle aralarında, yetiştiriyorsun biraz sivrildi mi hemen ailesi bulunuyor, “Büyük futbolcu yapacağız” yalanlarıyla kandırılıyor, sonra salıyorlar yönetimin üzerine. “Oğlumun bonservisini ver.” Yahu! “Biz de bir kulübüz, aramışız veya tesadüfen düşmüş bir topçu elimize, “Yok sen onu bize ver, sen liglerde figüran olmaya devam et” derler. Hiç olmazsa malzeme veya maddi destek verseler yetiştiren kulübe, ne arar!
Bir KASKF seçimi yaşadık evlere şenlik. Seçimi kazanabilmek, yönetime girebilmek hangi uğruna hangi ideallerden vazgeçildiğini gördük. Yalanın, arkası gelmeyecek vaatlerin uçuştuğunu gördük. Sonra da siyasetçiye kızıyoruz. Temmuz ayı geliyor, bu vaatlerin takipçisi olalım!
Seçimleri kazananı kutluyoruz ve umuyoruz Kocaeli amatörüne fayda sağlar. Bu andan itibaren de kendisine, o makama olan saygımızdan saygı duyacağız. Ancak Eyüp Çakal’ı da takip edin ve Kocaeli için neler kaybettiğimizi anlayın. Özellikle FIFA nezdindeki projelerini!
Sevgi ve muhabbetle kalın.