Yaşadığımız bu kadar zor günlere rağmen yine de mutlu olmak için neden bulmak da zor değil.
Tarihi başarılarla dolu bir kulübün Bank Asya’dan bile düşmesi sonucunda bu da ne demek oluyor demeyin.
Yıllar var ki, rakiplerimiz bizden hangi futbolcumuzu istediyse, parasını bastırmak şartı ile almıştır.
Her seferinde taraftarın göz bebeği futbolcular, hem de en büyük rakiplerimize pazarlanırken, başta medyamız bile sesini çıkaramamıştır.
Metin Tekin'inden tutun da, Yusuf Altıntaş ile devam eden futbolcu satma furyası, bu günlere kadar hiç de sektirilmeden devam eden bir alışkanlık olmuştur.
Konu futbolcu satmak ise, buna karşı olduğumuz algılanmasın sakın.
Ancak, konumu ne olursa olsun, büyük bir kulüp, ihtiyaç duyduğu bir futbolcuyu kesinlikle satmaz, satmamalı.
Yıllarca bu sebepten dolayı içimiz yansa da, ne yazık ki her defasında üzüldüğümüz ile kaldık.
Sonradan ne kadar kızarsak kızalım, Bülent Uygun’un takımı satması ile başlayan bu yeni furyaya Saffet, Faruk, Moşe, Tayfur, Volkan, Mirkoviç, Koray ve adını sayamadığım birçok yıldızımız da eklenince, buna dönemin yöneticileri de çanak tutunca, “büyük takım” olgusuna vurduğumuz darbenin de bir türlü farkına varamadık.
Oysa böyle olmamalıydı.
Bu saydığım futbolcuların büyük çoğunluğu nerede ise ağlaya ağlaya takımdan “para için” gönderilmemeliydi.
Ve Kocaelispor’un çöküşünün en büyük sebeplerinin belki de birinci sebebinin bu olduğu daha o günlerden anlaşılmalı ve tedbir alınmalıydı.
İşte benim başta geçmiş yönetimler ve o dönemin çok bilen kalemşörlerini sürekli eleştirmemin en büyük sebebi budur.
Peki netice?
Açıklayayım isterseniz.
Kocaelispor’un borcu bugün seksen milyon TL ile ölçülürken, başkan cezaevinden yeni çıkmış, transfer iznimiz bile yokken, takım maddi sorunlar nedeni ile önünü göremez, taraftar karamsarlık içerisinde kıvranıyorken, genç bir futbolcumuz para karşılığı transfer teklifi alıyor.
Ve başkan Muammer Çelik, ayağının tozu ile döndüğü görevinin ilk ciddi icraatını yaparak, “ihtiyacımız olduğu gerekçesi ile” Onur Türk’ü Rizespor’a vermiyor.
İşte beni bu tabloda bile mutlu eden önemli bir uygulama.
Önce başkanıma gönülden geçmiş olsun dileklerimi iletirken.
Ardından bu mutluluğu yaşattığı ve Kocaelispor’un “Onur’unu” koruduğu için teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Umuyorum ki, bu uygulama Kocaelispor’un çıkış trendinin başlangıcı olacaktır.
Yolumuz açık olsun…
Güzel bir söz:
İyi ağaç kolay yetişmez; Rüzgâr ne denli güçlü eserse, ağaç da o denli sağlam olur. (J.Willard Marriot)