Bugün belki de ilk defa özel bir konudan bahsetmek istiyorum.
Yıllarca amatör futbol oynadığımı bir çok kez dile getirmişimdir.
Doğduğumdan beri Çenesuyu’nda oturuyorum.
Zaman zaman Çenesuyu’nun demirbaşı olduğumu ve “yangında ilk kurtarılacakların arasında” bulunduğumu da dost sohbetlerinde ifade etmişimdir.
“Bana göre” , Çenesuyu semti, Kocaeli’nin küçük bir Brezilyası'dır.
Ve bu semtte, hangi mahalleye bakarsanız, mutlaka ama mutlaka birden fazla eski amatör futbolcu görebilirsiniz.
Özellikle benim çocukluk ve gençlik yıllarımda bu sayının had safhada olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Her ne kadar iyi futbolcu olursa olsunlar, 2. ve 3. Lig'e birçok futbolcu vermesine rağmen, bugün Sakaryaspor’un teknik direktörlüğünü yapan Sinan Kahraman dışında Süper Lig’e futbolcu veremedi Çenesuyu semti.
Buna da biraz şanssızlık, biraz o dönemin yöneticilerinin hataları ve futbolcuların yanlış tercihi olarak bakmamız gerek.
Yoksa iyi biliyorum ki, özellikle benim oynadığım dönemde hem o zaman ki adı ile Çenesuyu İdmanyurdu’nda, hem de Çınarlıspor’da gerçekten mükemmel yetenekler mevcuttu.
Bu nedenle birçok arkadaşımın profesyonel olsa da, iyi yerlere gelememeleri beni oldukça üzmüştür.
Ben ise çok yetenekli olmamakla beraber, altı yıl Çenesuyu İdmanyurdu forması giydim ve erken yaş sayılabilecek bir zamanda futbola nokta koydum.
İşte o dönemde birlikte top oynadığım arkadaşlarımla bir araya geldik salı günü.
Bünyamin Akman tesislerinde sekizer kişilikten maç yaparak tek kelime ile o günleri bir daha yaşadık.
Yalnız ben değil, tüm arkadaşlar olarak oldukça duygulandık.
Sayımız da yeterli değildi, bu sebeple Tüpraş’ta beraber çalıştığım hepsi eski futbolcu arkadaşlarım İsmail Bilgin, Ayhan Yıldız, Mustafa Ay, kaleci olarak da dostum Tuncer Altun’u da aramıza dahil ettik.
Her şeyden önce bu dört arkadaşıma şükranlarımı sunmak istiyorum.
Beni kırmadılar ve aramıza katıldılar.
Biz de onlara hiç yabancılık hissettirmedik.
Başta sevgili başkanımız ve Kocaeli amatör futbolunun duayeni Bünyamin Akman, o dönemde ki hocamız sevgili Rıfat Kahraman ve Çenesuyu Plajyoluspor Teknik Direktörü Murat Son da bizi yalnız bırakmadılar.
Tabi bizim gibi Bünyamin başkan ve Rıfat hoca da duygusal anlar yaşadılar.
Ve oldukça zevkli geçen maçın ardından bu birlikteliği haftada bir kez tekrarlamaya da sözleşerek ayrıldık.
Maçın ardından Murat Son Hoca’ya “Hocam beni seyretmeye geldiysen, bonservis ücretim çok pahalı” diyerek küçük bir nazire bile yaptım.
O da bana, “Para konusunu başkanım çözer” diyerek gülerek cevap verdi.
Gerçekten güzel ve anlamlı bir gündü.
Ve bu günü de okuyucularımız ile paylaşarak belki de içimi dökme ihtiyacı hissettim.
Ne kadar uzun zaman geçerse geçsin, sağlam dostluklar zarar görmüyormuş.
Bunu bir kez daha anladım.