BETON öldürür.
Hem yaşamı, hem toprağı öldürür.
Bundan dolayıdır ki, bir alana inşaat yapacaksanız, buranın artık hiçbir şekilde dönüşü olmayacağını bilerek davranmak zorundasınız.
Bir gün bu betonu kaldırsanız bile, artık orada tarım yapma şansınız kalmaz.
Börtü böceği artık geri getiremezsiniz.
***
Görüyoruz...
Yerellerde de iktidar olan AKP, toprağa ve yeşil alana acımıyor.
İlimizde bunun sayısız örnekleri var.
Örnek mi?
Örnek çok; Kuzey Marmara Otoyolu'nun İzmit'in son tarım alanı olan Bayraktar Ovası'nın ortasından geçirilmesi projesi.
Ya da Yuvam Akarca bölgesinde kalan son yeşil alana Kent Konut tarafından 720 dairelik bir site yapılma projesi.
İkisi de gerçekten ölümcül projeler.
Hayata geçirilirse bir daha asla geri dönüşü olmayan tahribatlar yaratacak.
***
Farkında mısınız; Kocaeli'nde artık, beton karşıtı hareket başladı.
En sağından ve en soluna, farklı ideolojiler, beton karşıtlığında yanyana gelmeye başladı.
Durhasan Ovası'nın tahrip olmasını istemeyen köylülerin feryadına, MHP, CHP, ÖDP, Halkevleri yetişti.
Yuvam Akarca Mahallesi sakinlerinin feryadına da yine aynı partiler ve dernekler yetişti.
Normalde hiç bir zaman yanyana gelmeyecek düşüncedeki insanlar, yerel iktidarın beton sevdası karşısında birlikte set oluşturuyorlar.
***
Önceki gün Yuvam Akarca Üst Yönetimi ve muhtarlıkların öncülüğünde, bölgedeki son yeşil alanın talan edilmemesi için bir eylem gerçekleştirildi.
Çok meşru, çok haklı, çok doğru bir eylemdi.
Fakat çok kalabalık değildi.
***
Bu alana 720 tane ev yapmanın bir katliam olduğunu görmek ve anlamak için çevre mühendisi olmaya gerek yok.
Göz var, nizam var.
Yuvam Akarca'ya yapılacak en büyük kötülük.
***
Mahallede bir taraftan tepkiler gitgide artıyor.
Diğer taraftan ise mahkeme süreci de başlayacak.
Mahalle sakinleri, bu alanın kamunun çıkarına kullanılması ve projeden vazgeçilmesi için mahkemeye gidiyor.
Sonuç ne olacak; izleyip göreceğiz.
***
Gelelim eylemin kalabalık olmayışına.
Geçen hafta yine yazmıştım.
Üst Yönetim ve muhtarlıklar bu süreçte çok etkili olamadı.
Ancak; eyleme bir gün kala apartmanların girişine yazılar asıldı, broşürler dağıtıldı.
Oysa ki hem Üst Yönetim üyeleri, hem de muhtarlar, mahallede sözü dinlenen, sevilen, güven veren insanlar.
Basın açıklaması öncesinde herkese ulaşmış olsalardı, ben o alana binlerce kişinin akacağını düşünüyorum.
Ve hala geç kalınmış değil.
Bu tepkiyi büyütmek Üst Yönetim ve muhtarların elinde.
Bu iş bir basın açıklamasıyla bitmemeli.
Yazık olur...