HİÇ unutmuyorum...
Yaz aylarıydı...
Yaklaşık 10 yıl önceydi...
İstanbul'da, Beylerbeyi'nden Üsküdar'a gitmek için minibüse binmiştim.
Gidenler bilir; İstanbul Boğazı'na paralel olan karayolunun Beylerbeyi-Üsküdar arasındaki bölümü birkaç virajlı yer dışında dümdüzdür.
Minibüste oturacak yer kalmamıştı.
Koltuğa oturan şanslı kişiler arasındaydım.
En arkada oturmuştum.
Yolda duran iki kişi el edince şoför hemen durdu.
Biri kadın, iki kişi bindi minibüse...
Her hallerinden Türk olmadıkları belli oluyordu.
İstanbul'u gezmeye gelen Avrupalı turistlerdiler muhtemelen.
Ayakta kalan iki turist, minibüs hareket eder etmez savrulmaya başladı.
Şaşırdım kaldım. Anlayamadım...
“Sarhoş mu bunlar” diye içimden geçirdim.
Bir o yana bir bu yana savrulan turistler, bir yerlerden tutunup dengelerini korumaya çalışıyordu.
Ama nafile...
Bir türlü dengeyi sağlayamadılar.
Beylerbeyi'nden Üsküdar'a gelinceye kadar da minibüste nasıl ayakta duruluru öğrenemediler.
Ve sarhoş falan değillerdi...
İşte o zaman, “Ya bunlar minibüse binmeyi bilmiyor” dedim içimden.
Gerçekten de öyle; minibüse binmeyi öğrenmek diye bir durum var sanırım.
***
Minibüs taşımacılığı bizim gibi ikinci, üçüncü dünya ülkelerinin, tercih ettiği, hatta tercih ettirildiği bir taşımacılık türü...
Bizler ise minibüste ayakta durmayı çekirdekten öğreniyoruz...
Kaslarımız ona göre gelişiyor, beynimiz, ayaklarımız ve ellerimizin koordinasyonu böyle şekilleniyor.
Malum, yaklaşık 10 gündür Kocaeli'de minibüs krizi yaşanıyor.
Yollar çile yoluna döndü.
İki minibüsçü kooperatifi arasındaki sorun göz göre göre büyüdü.
Ve Büyükşehir izledi...
İşin buraya kadar varacağını bildiği halde çözüme yönelik akılcı bir öneri getirmedi.
Olan ise vatandaşlara oldu.
***
Sorunu çözemeyen Büyükşehir, şimdi ise tehditvari bir tarz benimsiyor.
Önceki gün Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Tahir Büyükakın esti gürledi.
“Kooperatifler anlaşamazsa kendimiz araç alır trafiğe çıkarırız” dedi.
Ve işte minibüsçülerin “mat” olduğu nokta da bu olur sanırım.
Ulaşım krizinin altında bir Çapanoğlu mu var diye düşünüyorum bazen.
Belki biraz kurgu olacak ama, bu işlerin sonuda Ulaşım Koordinasyon Merkezi'ni özelleştirme isteği yatıyor olmasın !
Olur mu olur...
Modern kentlerin olmazsa olmazı raylı sistem, metro, çevre yolu gibi şeyler ise bizim kentimizde ne yazık ki hayat bulmuyor...
Neyse, çok şükür minibüste nasıl ayakta durulur hepimiz biliyoruz ...
Tabi minibüsler çalışırsa...