BİR kişi yargılanıp hapse girdikten sonra, o kişinin yaşamı ve ihtiyaçlarıyla ilgili tüm sorumluluk devletindir.
Devlet; hapisteki tüm vatandaşlarının, yemesi, içmesi, güvenliği, psikolojik ve fiziksel sağlığı vs tüm ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür.
Bu siyasi mahkumlar için de, adli mahkumlar için de böyledir.
Aksi düşünülemez.
Fakat gelin görün ki bizim ülkemizde işler böyle yürümüyor.
***
4 yıl önce bir yaralama olayına karışan, evli ve 2 çocuk babası 58 yaşındaki Kandıra'lı İsmail Tuncay, 3 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış.
Tuncay, 3 yılını Kocaeli C Tipi Cezaevi'nde doldurmuş.
Fakat talihsizlik peşini hapishane de de bırakmamış
İsmail Tuncay kanser hastalığına yakalanmış.
***
Tuncay'ın ailesi, rahatsızlığını gerekçe göstererek serbest bırakılmasını talep etmiş.
Çırpınmışlar. Seslerini duyan olmamış.
Yaklaşık 9 ay boyunca süren yazışmalardan bir sonuç elde edememişler
Cezasının bitmesine 3 ay kalmış.
Tuncay, iyice rahatsızlanınca Kocaeli Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış.
Ve artık yapılacak bir şey kalmamış.
Soru; Tuncay'ın kanser olduğu, ölümünden 9 ay önce anlaşılmasına rağmen devlet ne yaptı?
Ya da neden hiç bir şey yapmadı ?
Son günlerini ailesinin yanında geçiremez miydi ?
***
İsmail Tuncay'ın yakınları, “ Rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakılması ve cezasının ertelenmesi taleplerinde bulunduk. Avukatımız aracılığı ile yapılan yazışmalardan herhangi bir sonuç alamadık. Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek olan rapor beklenirken kendisi daha da rahatsızlandı ve yaşamını yitirdi” diyor.
Sonuç değişmese de en azından Tuncay'a sahip çıkan yakınları vardı.
Ya içeriye düşüp hiç bir yakını olmayanlar ne olacak?
***
Aynı talihsiz olay siyasi tutuklu Güler Zere'nin de başına gelmişti.
Kanser hastası olan Zere'nin tahliye edilmesi için sivil toplum örgütleri, dernekler, bazi siyasi partiler aylarca çalışma yaptı.
Devlet uzun süre duymamazlıktan geldi.
Nihayet, ölümüne çok az zaman kala Zere'yi bıraktılar.
Fakat iş işten geçmişti.
***
Şimdi demokrasi havarisi kesilen AKP hükümeti, Gazze'nin acısını 'hisseden' AKP hükümeti, ne kadar insan haklarına duyarlı; görüyoruz.
Türkiye'de, hapishanelerde onlarca hasta tutuklu ve hükümlünün sesini hala duyan yok.
Demokrasi mi; insan hakları mı, tutuklu hakları mı?
Güldürmeyin insanı!