İZMİT SEKA'lılar Derneği yönetimi dün bir basın açıklaması yaparak SEKA direnişi hakkında basında çıkan eleştirilere cevap verdiler. SEKA'lıların yazılı açıklamasının tam metni şöyle:
AĞIR ELEŞTİRİLER
“Bilindiği gibi TEKEL işçilerinin eylemiyle birlikte, SEKA İzmit Fabrikası’nda 2005 yılında yaşanan büyük direniş ve bu direnişin sonuçları ülke gündemine tekrar geldi. Tekel işçileri “Bize de SEKA işçileri gibi kamuda kadrolu çalışma hakkı verilsin” diyorlar. Biz SEKA'lılar, benzer durumu yaşamış işçiler olarak son yaşananlar karşısında büyük üzüntü duyuyoruz. Ancak, bu direniş sırasında yerel basınımızda SEKA işçisinin, iş garantisi karşısında SEKA fabrikasının kapatılmasına izin verdiği ve işçi sınıfına ihanet ettiğine kadar varan ağır eleştiriler çıkmıştır. TEKEL işçileri ile o eski günleri an be an tekrar yaşayan bizleri bu doğru olmayan eleştiriler derinden yaralamıştır.
CEVAP VERİYORUZ
Unutulmamalıdır ki Türkiye’de siyasetin, işçi sınıfının, ülke insanlarının gördüğü, yaşadığı en büyük direnişlerden biri, SEKA İzmit Fabrikası direnişidir. O direnişi bir avuç SEKA'lı inanarak, 54 gün mücadele ederek verdi. O direnişi SEKA işçisi önünde 4C, arkasında güvenlik güçleri baskısı ve eylemin genelleşmesinin yolları kapandıktan sonra, “Fabrikasının açık kalma umuduyla” sonlandırmıştır. Bu çerçevede iddiaların bazılarına net cevaplar vermek istiyoruz
SADECE 5 MİLYON DOLAR
“SEKA'nın devamı için 50-60 milyon dolarlık yatırım gerekiyordu. Bu da Ford Otosan’a bedelsiz verilen Fidanlık arazisinin parasıyla yapılabilirdi” deniyor. Doğru değil. Selüloz-İş'in yaptırdığı bilimsel çalışmaların raporlarına göre 50-60 milyon dolara ihtiyaç yoktu. 5-6 milyon dolara SEKA'nın makineleri revize edilip zarar etmeyen ve üretim yapan bir fabrika olarak devam edilebilirdi. Fidanlığın parası sendikamızın açtığı dava sonunda bildiğimiz kadarıyla tahsil edildi. Ama o para yatırıma dönüştürülmedi
KARAOSMANOĞLU'NA MÜTEŞEKKİRİZ AMA..
“İzmit’teki büyük eylem, önce “SEKA yıkılamaz”, “SEKA kapatılamaz” sloganıyla başladı. Ama daha sonra bu eylem, Selüloz-İş ve üyeleri tarafından, “Bizi kurtarın, SEKA ne olursa olsun” zeminine çekildi. Hükümet, buna havada karada razıydı. SEKA işçilerinin tamamına, maaşlarından hiç azalma olmadan Büyükşehir’e geçiş hakkı sağlandı. Büyükşehir’e kayıpsız geçiş garantisi verdi, SEKA da satıldı, işçi sınıfı da satıldı. Herkes, özellikle işçi sınıfı bunu hak etti. SEKA direnişinin, menfaat karşılığı sona ermesiyle birlikte, o savaş da kaybedildi.” deniyor.Kesinlikle doğru değil. Biz SEKA işçileri o zor dönemin çözümünde elini taşın altına koyan Büyükşehir Belediyesi Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile yönetimine müteşekkiriz. Ancak bizim temel hedefimiz fabrikamızın açık kalmasıydı.
İKNA EDEMEDİK
Ama bunun koşulları eylemin Türkiye geneline yayılabilmesiydi. Hatırlatmak isteriz ki sendikamız Selüloz-İş'in baskısıyla Türk-İş Genel Başkanlar Kurulu ilimizde yapılmış, hatta genel başkanların fabrika ziyaretinde biz işçiler kapıları kapatıp içeride eylemin genelleştirilmesi baskısını fiili olarak gerçekleştirmiştik. Ama tüm sendikaları ikna etmek mümkün olmadı. O koşullarda maddi ve manevi olarak eylemin devam ettirilmesinin imkânı yoktu. Çünkü Selüloz-İş'in bütçesi eylemi sürdürmeye yeterli değildi. Genel destek sağlayacak unsurların tam desteği alınamadığı içinde sürecin son günleri inanılmaz zorlaşmıştı. SEKA satıldı, işçi sınıfı satıldı, tespiti yanlış ve yaralayıcıdır. Bugün TEKEL işçisinin bir umudu varsa, özelleştirmelere karşı direniş yapılabilme gücü bulunuyorsa bu SEKA İşçisinin şanlı direnişi sayesindedir.
BÜYÜK HAKSIZLIKTIR
“Büyükşehir’de yeni toplu sözleşme dönemindeyiz. Sendika, Büyükşehir ve İSU’da çalışan 4 bin civarındaki işçilerin tamamının maaşını, önce SEKA’dan gelen 700 civarındaki işçinin düzeyine çekmek için pazarlık yapıyor. Çünkü SEKA’dan gelen işçiler içinde yevmiyeleri 90 TL’ye yakın olanlar var. Aynı işi yapan, SEKA’dan gelmeyen, hep Belediye işçisi olanlar içinde ise, 44-45 TL yevmiye ile çalışanlar var. SEKA işçisi Büyükşehir'de de yan gelip yatmaktadır” deniyor. Bu iddianın hiç bir verisi doğru değildir. Bu söylem SEKA'dan gelen Büyükşehir işçisine yapılan büyük haksızlıktır.
DAVA SÜRÜYOR
Hiçbir arkadaşımız Büyükşehir'de işe, SEKA'da o gün aldığı yevmiye ile işe başlamadı. Hatırlatırız, kadrolu değil geçici işçi olarak asgari ücretle işe başladık. Bankaya adımıza yatırılmış olan parada belediyeye geçmek için hükümet tarafından jest olsun diye verilmedi. O para bizim yıllarca emeğimizin karşılığı ihbar ve kıdem tazminatımız idi. Bizler ve diğer belediyelerden gelen işçi arkadaşların ücret sınıfı eski belediyecilerin ücret sınıfına çekilmeye çalışılmaktaydı ve halende çalışılıyor. Hiçbir SEKA'lı arkadaşımızın 90 TL’ye yakın yevmiyesi yoktur. Hatta bir kaç arkadaşımızın açmış olduğu, 5 yıldır süren özlük haklarımızın kazanılması davası, yerel mahkemede kazanılmış, Yargıtay’dan geri dönmüş, yerel mahkeme 2. kez kararında direnmiş ve bugün halen Yargıtay Üst Kurulu'nda görüşülmeye devam etmektedir.
BELEDİYEYE CİDDİ KATKI YAPTIK
Ayrıca Hiçbir SEKA’lının Belediyede yan gelip yatmadığını, aynen üretimde iken nasıl çalışıyorsa bugünde aynı şekilde yaptığı işiyle bulunduğu sektör çerçevesinde üretim yaptığını, tüm belediye çalışanları, yöneticiler ve kamuoyu bilmektedir. Hatta eski Genel Sekreterimiz Sn. Karaloğlu’da SEKA'lı ile belediyeye bir hareket geldiğini, görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını kamuoyu ile paylaşmıştır.
DUYARLI OLUNMALI
SEKA ve SEKA'lı hakkında yazı yazılırken söylenti ve kulaktan dolma bilgiler yerine, kaynağından ve doğru bilgilerle yazılmasını şiddetle öneririz. Üzerinden yıllar geçen (her ne kadar bizim için dün gibi gelse de) bir konu hakkında asılsız yazılan yazıların hangi amaca yönelik olduğunu anlamakta güçlük çekmekteyiz. SEKA gibi kuruluşlar kapatılmasına rağmen, bulundukları ilin sosyal kültürel ve sanayi temeli olmuşlardır. Unutulmamalıdır ki bu gün ilimizde yaşayıp kursaklarından SEKA ekmeği geçmeyen pek az aile vardır. Bu nedenle SEKA ve SEKA'lılar konusu duyarlılıkla ve gerçek bilgilerle ele alınmalıdır.