AK Parti Körfez ilçe teşkilatlarının en önemli isimlerinden birisidir Şener Söğüt. İlçenin kurucu gençlik kolları başkanıdır. İyi bir tahsili ve İGDAŞ'dan tecrübesi ile İZGAZ'daki müdürlük görevine getirilmişti. Teşkilatı genelinde sevilen bir yapısı vardır.
Önce adı AK Parti Körfez İlçe Başkanlığı için Engin Koyun'un yerine geçmişti. Hatta o dönemde özellikle parti içindeki muhalefet O'nun kendisinden bu adaylığını duymak ve destek vermek istiyordu. Daha sonra ise aday olmadığını açıkladı ve dışarıdan çalışmalarına devam etti.
Fakat asıl heyecan sanki bundan sonra başladı. Çünkü Şener Söğüt'ün adı bu kez de Körfez Belediye Başkan adaylığı için anılmaya başladı. Hatta bu iddia o kadar çok dillendirildi ki; Sayın Söğüt, neredeyse başkan olarak lanse edilecekti. Sonra döndük dolaştık, tıpkı Selahattin Kabadayıoğlu gibi Şener Söğüt de, aday adayı namıyla belediye meclis üyeliğine aday gösterildi.
Neyse seçim bitti ve Şener Söğüt belli bir süre sonra Körfez Belediye Başkan Yardımcılığı'na getirildi. Bence iyi de yapıldı. Çünkü kendisinin bu görevin altın kalkabilecek ender bazı isimlerden birisi olduğunu düşünüyordum.
Fakat beni asıl düşündüren konu ise Sayın Söğüt'ün kısa bir süre önce aldığı istifa kararı. Bu duruma çok şaşırdım. Çünkü göreve atanalı henüz bir yıl dahi olmamışken Şener Söğüt'ün geldiği önemli bir görevden istifa etmesi sade bende değil, birçok kişide şaşkınlığa sebep oldu. Gerekçe olarak da, “Hali hazırda kurulu bulunan aile şirketine daha çok zaman ayırmak” şeklinde özet bir ifade kullanmış.
Sayın Söğüt'ün bu kararına üzüldüğümü söyleyebilirim. Şimdi oraya yeni bir başkan yardımcısını bulmak belki zor olmayacaktır, ancak tam anlamıyla yapabilecek birini tayin edebilmek belediye yönetimi için bir hayli zor olsa gerek. Bu istifa kararının perde arkasında umarım bir sıkıntı yoktur. Şayet var ise zaten çok geçmeden mutlaka ortaya çıkacaktır.
----------- -------------
Nasıl bir toplum olduk biz
TÜRKİYE değişiyor. Hem de çok değişiyor. Bu öyle bilindiği gibi değil, çok korkunç sonuçlar verebilecek bir değişim. Her geçen yıl biraz daha kötüye gidiyor aslında. Bahsettiğim konu aslına bakarsanız ne ekonomi, ne hükümetin hali, ne de muhalefetin pervasızlığı mevzuu. Sözünü etmek istediğim konu toplumumuzun içinde bulunduğu sıkıntılı durum.
Büyük bir deprem gibi milletin ve dolayısıyla da devletin temeline konulmuş olan dinamit. Yani ahlaki erozyon...
Öyle millet olup, çıktık ki ortalığa, her geçen gün bir saçmalık, bir ahlaksızlık konusu gazetelerin sütunlarını süslemesin.
Ve öyle bir devlet olduk ki, bu ahlaksızlığın cezasını sadece bir hapis cezası ile geçiştiriyoruz. Bir haber okumuştum. İnsanımız çok değişti dedim ya, işte ona örnek olsun. Artık kıskanmaz oldu insanımız. Yaşamın her türlü oyununun içinde bir rol almayı kendine göre bir yenilik olarak kabul etti.
Bana ister kızın, ister kızmayın...
Ancak bu ülkede yaşayan insanlar içinde, artık kendi öz kızı ile karısına farklı gözle bakmayanlar var. Sonra da kendi öz kızı için; “Beni tahrik etti, o istedi” gibi aşağılık bir savunma içine giren insanlar var. Sokakta gördüğü çoluğu çocuğu evine çağırıp, üstelik zorla o iğrenç görüntüleri izlettirenler var.
Sahi, biz nasıl bir toplam olduk böyle. Bir yerlerde, bir şeyler yanlış mutlaka. Bu millet nasıl olur da böylesine saçmalıkların içinde olur. Bu işin artık çivisi çıktı. Konu hakkında acil önlemler şart oldu. Ancak alınacak önlemler öyle küçük çaplı olmamalı. Gerekirse yasa değişikliği yapılmalı, ancak mutlaka etkili ve caydırıcı cezalar uygulamaya konulmalı.
Zira sıkıntının boyutu büyük. Bu gibi ahlaki problemler sadece birkaç kişi ile sınırlı değildir. İnsanlar manevi iklimden uzaklaştıkça benzer sıkıntılar daha da artacaktır. Ve bu durum daha sonra üstesinden gelinemeyecek devasa bir problem olarak ülkenin ve milletin karşısında duracaktır. Türkiye'nin böylesine ahlaksızlıklara alışkın bir geçmişi yoktur. Sıkıntı büyüktür ve bu sorunların çözümü için de caydırıcı ve belki de imha edici cezalar devreye sokulmalıdır.
En büyük görev de devletin yetkili kurum ve bürokratlarına düşmektedir...