KÖRFEZ’DE herkes eski Yarımca’yı çok özlüyor. Kirazına yönelik bir hasreti var burada yaşayan insanların. Artık yetiştirilmiyor zira. Bu işi yapan da ancak kendine yetebiliyor. Kısacası eski Yarımca, o meşhur Yarımca Kirazı adeta mumla aranıyor. Öyle insanlarla konuşuyorum ki, -O eski insanlarla- hepsi anılarını anlatırken, Yarımca’nın geçmişini anlatırken adeta gözleri doluyor.
Tabi, olacağı buydu. Bütün Türkiye’de çarpık kentleşmeden dolayı sıkıntı yaşanırken, Kocaeli’nde, Körfez ilçede çarpık bir sanayi şekillenmesi oluşmuş. Denizler kirletilmiş, ruhsatsız birçok patlayıcı madde dolu tanklar, ilçede yaşayanları tedirgin etmiş, korkutmuş. İnsanlar farklı yerlerde yaşamaya mecbur bırakılmış. Yani bir anlamda dağdan gelip, bağdakini kovar olmuşlar.
Bizim miskin insanımız da tıpış tıpış borç içinde İlimtepe’nin, ya da kendisine gösterilen, dikte edilen başka bir yerleşim alanına doğru yola çıkmış…
Bu kadar olay yaşanırken, yıllar öncesinde bir tesis kurulmuş Körfez Tütünçiftlik sahillerine. İstanbul Motorsporları Kulübü’nün kullanımında olan Körfez Yarış Pisti, bugünlerde çok tartışılıyor. Nasıl bir çalışma yapılmışsa burada İMK’ya çok ciddi haklar verilmiş. Körfez ilçeye hiç bir faydası olmayan bu tesisin arazisi çok farklı bir şekilde değerlendirilebilinir aslında.
29 Mart seçimlerinden önce de sıkça gündeme gelmişti bu durum. İstanbul’dan gelen zengin çocuklarının burada arabalarını test etmekten, yılda bir kaç küçük yarış düzenlemekten başka bir işe yaramayan ve bana kalırsa boşu boşuna yer işgal eden bu tesis için ciddi ve radikal bir karar alınmalı diye düşünüyorum.
Artık İstanbul Kurtköy’de İstanbulpark adında bir pist var. Zenginler gitsinler son model araçlarını burada test etsinler. Gitsinler buradaki insanların başını şişirsinler. 3-5 zengin çocuğu kendini tatmin edecek diye, Güney Mahallesi’nde yaşayan insanlara zararlar, rahatsızlık vermeye kimsenin hakkı yok.
Zamanında Erhan Yenilmez, tesisi kaldırarak büyük bir alışveriş merkezini buraya yaptırmayı düşünmüş ve girişimlerde bulunmuştu. Tabi o zaman İstanbulpark da yok ve dolayısıyla Sayın Yenilmez’in işi zorlaştı ve spor camiasının da baskı kurması ile bu proje gerçekleşmedi.
Tesis şimdi kullanılmıyor. Kapısında mühür var. Körfez’de ve Türkiye’de ciddi bir AK Parti üstünlüğü var. Belediye başkanı Yunus Pehlivan’a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bir kaç zengin çocuğunun kendini tatmin etmesinin dışında ilçeye hiç bir katkısı bulunmayan bu tesisin kaldırılması ve daha sosyal bir alanın buraya kazandırılması için gerekli çalışmayı yapmalı.
Bu gereksiz tesisin işlevi Körfez’de bir an önce bitirilmeli.
---------- -----------
Aile kavramının önemini toplum olarak kaybediyoruz
DÜN bir yazı yazmıştım ve Türkiye’nin önündeki en önemli problemlerden birisinin ahlaki erozyon olduğunu belirtmiştim. Bu noktada başta Anadolu Gençlik Derneği gibi kurumların söylemlerinin, siyasi görüşünüz ne olursa olsun dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştim.
İşte tam bu noktada son yaşanan olaylar beni ve benim gibi düşünenleri haklı çıkardı. Bugünkü gazetelerde görmüşsünüzdür. Outlet Center’de meydana gelen bir olay var. Evli bir kadın ve evli bir erkek arasında cinayetle sonuçlanan bir ilişki söz konusu.
Bundan kısa bir zaman öncesinde Dilovası’nda eniştesini aldattığı söylenen ablasını başka bir erkekle evde yakalayan bir genç, kendi öz ablasını öldürmeyi göze alabiliyor.
Ve daha niceleri…
Tecavüz olaylarının arkası zaten kesilmiyor. Hemen her gün bir yerlerde tinerle ya da başka bir uyuşturucu madde ile kafayı çeken birileri, bir cinayete, yaralamaya ya da tecavüz olayına karışabiliyor.
Bu durum Türkiye’nin en temel özelliklerinden birisi olan aile bağlarının eski kadar güçlü olmadığını gösteriyor. Yaşanan olayları şöyle bir düşünecek olursak Türk milletindeki aile kavramının ciddi anlamda hasar aldığını görür ve anlarız. En küçük bir olayda teselliyi kendi eşinden, çocuğundan başka birisinde aranması, ciddi anlamda bir problemle toplum olarak karşı karşıya bulunduğumuzun da göstergesidir.
Bu iş maneviyatla ancak çözülebilecek bir olay. İnsanlara öncelikle, insanca yaşanabileceğinin öğretilmesi gerekir. Nefsane duygularla geçiştirilecek unsurlar, kısa bir zaman sonra sadece aile yapımızı değil, bu kez toplumun bütünü tehdit eden büyük bir tehlike haline gelecektir. Yarınlarımızı garanti altına almak için çaba göstermeli ve aklı selim davranmalıyız.
Çünkü unutulmamalı ki, biz insanoğluna yarın, dünden daha yakındır…