GAZETECİLİK gerçekten zor bir meslek. Fedakarlık düşüncesinin her zaman gündemde tutulduğu bir branş halinde. Birisi hakkında olumlu bir haber yaptığınızda sizi yere göre sığdıramazlar, haksız bir konuda yerdiğiniz zaman da sizden kötüsü olmaz.
Körfez ilçede bir dava var, bir süreden bu yana takip ettiğim. Bir gazeteci ile bir muhasebeci arasında bir dava bu. Gazeteci Burhan Yarar’a dava açan kişi Hamit Akbulut. Bu arkadaş serbest muhasebeci.
Ama çok serbest…
Körfez gündemine hakim olanlar bileceklerdir bu konunun ne olduğunu. Bu Burhan Yarar bir haber yapmıştı Hamit Akbulut hakkında. Körfez Mal Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu resmi bir raporu gündeme getirerek, muhasebeci Hamit Akbulut’un yapılan sözleşme gereği haksız kazanç elde ettiği iddiasında bulunmuştu.
Konu çok hassastı. Neticede Körfez Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfı’nın defterlerini tutan Hamit Akbulut, hazırlanan raporda rant elde ettiği belirtilmişti. Alması gerekenden fazla paraya kurumun defterlerini tutmuş, geçmişe dönük olarak yaptığı işler adına aldığı nakit parayı da hak etmediği bu raporda belirtilmiş. Fakat artık buraya sığdıramadığımız 20’den fazla iddia var Sayın Akbulut hakkında.
Bunlar benim değil, Körfez Mal Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapor ve Burhan Yarar’ın iddiaları. Hamit Bey, tabi Burhan Yarar olayı, yani kendisi hakkındaki iddiaları gündeme getirince, yememiş içmemiş soluğu adliyede almış. Kocaeli Meydan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Burhan Yarar’ı mahkemeye vermiş ve 50 bin TL manevi tazminat talep etmiş.
Tabi hal böyle olunca belgeler bir bir ortaya çıkmaya başlamış. Önce Körfez Savcısı konu hakkında takipsizlik vermiş. Yani cezaya gerek olmadığına ve yapılan haberin kaynağının resmi bir kurum olduğuna dikkati çekerek, haberde hakaret içeren bir ifade bulunmadığını kaydetmiş. Kısacası doğruluğuna hükmetmiş. Böylece Burhan Yarar 1-0 öne geçmiş.
Tazminat davası devam ediyor. Dün de bir duruşmaları oldu. Aklı sıra şahit getirmiş Hamit Akbulut. Kendini savunmasını yaparken de bocalamış öğrendiğim kadarıyla. O’nun için zor bir durum olsa gerek. Keşke bu davaya kalkışmadan, yanlış yönlendirmelere mahal vermeden böyle bir olayda kabahatim yok diyebilseydi. Fakat çırpındıkça batmış Sayın Akbulut. Açtığı davayı uzatma çabasının belki de tek bir sebebi var.
Kısa bir zaman önce bir müşavirlik sınavı yapıldı. Sayın Akbulut da mesleği gereği bu sınava girdi. Sınavın sonuçlarının ay sonuna kadar açıklanması bekleniyor. Çeşitli davalarla gündeme gelmiş, mahkumiyeti olan kişilerin müşavirlik yapmasına izin veriliyor mu bilmem. Ancak ister istemez olumsuz sonuçlanması ihtimal dahilinde olan bu dava Sayın Akbulut’un önüne takoz koyabilir. Belki bu nedenle mahkemeden sürekli izin isteyerek sınav sonucunu bekliyor olabilir. Şayet öyle ise bu durumda Muhasebeciler Odası devreye girecek ve hukuk bu konu hakkında işletilecektir.
Davanın nasıl biteceğine gelince…
Benim düşünceme göre Sayın Akbulut, yapılan yanlış yönlendirmelerin neticesinde beklemediği bir yenilgi alacaktır. Tahminim bu yönde. Kendisine bu görevi veren Kaymakam’ın görev yeri ve şekli değiştiğine göre, yeni Körfez Kaymakamı ile görüşmesinin ardından kendisi istifa etmek zorunda kaldığına göre yapılan haberde, yapılan icraatta yalnızca kamu menfaati dikkate alınmış demektir.
Kamu hukuku da, kendi hakkını savunan bir kurum ya da kişiyi mahkum etmeyecektir. Mahkemenin sonuçlanmasını bende bekliyorum. Bitse de ilçede bir soru işareti daha cevabını bulsa.
Liderine “Peygamber” sevgisiyle bağlanan kişi istifa etti
TÜRKİYE’DE siyasetin en büyük eksikliği gerçek anlamıyla bir liderin olmamasıdır. Bu açığı çok iyi değerlendiren Recep Tayyip Erdoğan, kurduğu AK Parti ile Türkiye’de iktidara geldi. Başbakan yerine başka bir lider adayı çıksa idi muhtemelen, parti çöplüğündeki Türkiye’de benzer bir başarı elde ederdi.
Türk halkı kendisine lider olarak belirlediği kişiye gönülden bağlanır. Hatta öyle ki o kişide aklındaki birçok ekstrayı da görmek ister. Önce kendini, sonra çevresindekileri buna inandırmaya çalışır. Recep Tayyip Erdoğan da işte burada ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalmıştır. Son yaşanan olaylar, bu anlattıklarımın açık bir şekilde gerçeğe dönüşmeye başladığının bir göstergesidir.
AK Partili bir aklı evvel, Recep Tayyip Erdoğan’ı, belki biraz haddini aşarak, belki de duygularını yanlış ifade ederek “Peygamber” benzetmesinde bulunmuş. 2008 yılında kullanılan bu sözün bugün ısıtılarak gündeme getirilmesi, AK Parti’ye karşı bir hamleydi doğal olarak…
Tıpkı Başbakan Erdoğan’ın yıllar önce eşinin GATA’nın kapısından başörtüsü nedeniyle geri döndürülmesini bugün gündeme getirip, duygu sömürüsü yapması gibi.
Neticede liderine “Peygamber” sevgisiyle bağlanan kişi partisinden alelacele istifa ettirildi. Doğru da yapıldı. Aksi halde bu adam haddini ve maksadını aşmaya devam edecekti. Şirin görünmek izin maazallah daha da iğrenç ifadelerde bulunabilirdi…