TÜRKİYE Değişim Hareketi, ülke genelinde olduğu gibi, kentimizde de farklı bir oluşum başlattı. Mustafa Sarıgül'ün karizması ve arkasında birikmeye başlayan halk topluluğu ister istemez bu partiyi de kamuoyu önünde gündem yapıyor.
Tabi bir partinin, -Özellikle bu parti yeni kurulmuş bir hareket ise- teşkilat yapılanması çok önemlidir. İl ve ilçelerdeki rutin yönetimlerin oluşturulmasının yanı sıra gençlik ve kadın kolları yönetimleri de değer verilmesi gereken unsurlardır. Özellikle gençlik kolları...
Gençler siyasetin ve temsil ettikleri misyonun da geleceği anlamını taşır. Bu yüzden işin direkt olarak merkezinde bulunan gençlerin mutlaka temiz yüzlü, davranışlarıyla çevrelerine güven veren, kuvvetli bir hitabete sahip olması ve insanları kolay etkileyebilen insanlar olmaları gerekiyor. Türkiye Değişim Hareketi de Körfez ilçede bir süre önce yeni gençlik kolları başkanını atadı.
Oktay Moğul...
Kendisini sima olarak tanıyorum. Fakat şöyle bir oturup, uzun süreli teşviki mesaimiz olmadı. Yani kendisi ile şöyle bir oturup, konuşmuşluğumuz yok. Ancak göreve geldiği günden bu yana sergilediği performans, ziyaretlerdeki inceliği ve partisinin özelliklerini çok iyi anlatması ile akıllarda kendisi hakkında olumlu izlenimler bırakıyor.
Zaten Körfez ilçede, gençlik kolları düşüncesi ile baktığınızda, AK Partili Yunus Emre Yıldırım ve TDH'li Oktay Moğul isimleri ön plana çıkıyor. İkisi de görevlerine yeni atandılar. Ancak gözle görülür bir şekilde kendilerini ve etkilerini hissettirir oldular.
Bu iki parti dışında MHP ve DP'de bir hareketlilik yok. CHP'de ise göreve yine yeni gelen arkadaşımızın performansını açıkçası ben de merak ediyorum.
Türkiye'de yeni bir siyasi heyecana ihtiyaç gün geçtikçe artıyor. Türkiye Değişim Hareketi, ülkenin genel anlamdaki bu yapısına olumlu etki edebilir mi, bilemem. Fakat Oktay Moğul gibi kısa vadede kendini gösteren genç ve gelecek vaat eden isimlerle oldukça iddialı olacaktır. Zaten son yapılan anket sonuçları da TDH'nın iyi bir noktaya doğru geldiğini göstermektedir.
-------- --------
Darbeler artık silahla olmuyor
TÜRKİYE'DE son zamanların belki de tek gündem maddesi 'Balyoz' darbe planı. Bu konuda her kafadan bir ses çıkıyor. Başbakan 'Daha bakalım neler çıkacak' diyerek, ister istemez, doğru ya da yanlış, birilerini hedef tahtasına koyuyor.
Hedef belirliyor ve kamuoyunun bu hedef tahtasındakileri lanetlemesini bekliyor.
Ancak bana kalırsa darbeler artık silahla yapılmıyor. Bunun en açık örneği 28 Şubat'tır. Darbenin ismi artık sadece tehdit amaçlı olarak uygulanmaktadır. 28 Şubat'ta Refah Partisi'nin başarılı olduğunu gören, DYP ile çok iyi bir ikili oluşturduğunu farkeden, ekonominin ülkenin kaynaklarının hayata geçirilmesi ile büyük bir canlanma içine girdiğini fark eden ABD ve İsrail gibi Türkiye üzerinde plan ve projeler üreten ülkeler böyle bir çabanın içine girmişti.
Ülkeyi yeniden karanlık yıllara döndüren bir karara imza atarak, ne kadar karanlık bir zihniyete sahip olduklarını da ortaya koymuştu.
Tarih her zaman ülkenin üzerindeki o karanlık tablonun mimarlarını, kurturmak üzere olan bir Türkiye'nin önündeki takozları asla affetmeyecek. Milletin vicdanında bu insanlar her zaman suçlu ve kötü gidişatın sorumlusudurlar.
Zaten şayet darbeler artık silahla yapılabilinir olsaydı, 28 Şubat kararları alınmaz ve ülkede taş üstünde taş bırakılmazdı. Türkiye'de muhafazakar bir toplum yetişiyor. Mevcut halde yaklaşık yüzde 70 civarında, fakat birbirinden kopuk muhafazakar oy var. Bu da artık ülkede Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmadığının da bir göstergesidir.
Sadece bu nedenle bile 'Balyoz' darbe planı gibi bir projenin olduğuna çok fazla inanmak istemiyorum. Olsa dahi, uygulanabilirlik şansının bulunmadığını düşünüyorum. Yani boşa kürek sallamak gibi bir durum bu. Çok fazla üzerinde durulup, tartışılmasına gerek duymuyorum. Artık silahlı bir darbe planı Türkiye'de halka rağmen uygulanamaz. Buna yürekten inanıyorum...