SON zamanlarda genel siyasete çok girdik. Türkiye genelindeki siyasi gelişmeleri yorumlayarak, ortaya çıkan tabloyu okuyucularımızla paylaşmak istedik. Fakat bunu yaparken, asıl meselemiz olan Körfez ve Derince hattını galiba biraz ikinci planda bıraktık. Gelen tepkilerden, özellikle Körfez İlçe'nin sorunlarını ve siyasi atmosferini zaman zaman bu sütunlara taşımak gerektiğini anlıyorum. Okuyucunun beklentisi genelde bu yönde.
Zira, Körfez'deki Kocaeli Demokrat Gazetesi okuyucuları, İlçe'de ne olup bittiğini öğrenmek istiyor. İlçe'nin seçmen kitlesinin gerçekten bilinçli bir yapısı var. İyice ölçüp, tartıp, ondan sonra karar verirler. Partiler ve adaylar arasındaki farkı iyi analiz ederler. Ve bu şekilde sandığın başına giderler.
xxx
Körfez İlçe'deki siyasi duruma şöyle bir baktığımızda, en çok dikkat çeken oluşum şüphesizki AK Parti'dir. Son yaşanan gelişmeler, MHP'li Ahmet Mercan'ın yaptığı muhalefet AK Partililerin dengesini ciddi anlamda bozmuş olmalı ki, parti içten içe kaynama noktasına geldi.
Malum, yaklaşık bir yıl önce yapılan kongre sonrasında Engin Koyun yeniden AK Parti Körfez İlçe Başkanlığı'na seçildi. Muhammet Kurtuluş'a karşı biraz da fark atarak seçimleri kazandı. Sonrasında ise Körfez Belediyesi yine AK Parti'de kaldı. Bu sonuç onlar açısından başarı olarak görülebilir, ancak işte her şey bundan sonra başladı.
Önce yaşanan çatlaklar, işsiz gençlerin tepkisi, kadınların eski heyecanında olmaması ve son olarak da Ahmet Mercan'ın muhalefeti Körfez'deki AK Partililer arasındaki tüm dengeleri alt üst etti. Engin Koyun, artık eskisi kadar rağbet görmemeye başladı galiba. İlçe kongresine yaklaşık iki yıl olmasına rağmen aday namzetleri bir bir ortaya çıkmaya başladı. Hatta son genel kurulda Koyun'un destekçisi olan, Engin Koyun'a destek olmayacakları, partinin kuruluşunda emeği geçen bazılarını delege dahi yazmayan mahalle başkanları, şimdi muhalif kanattaki isimlerle gezip tozmaya başladı.
Özellikle Hac ziyaretleri bu muhalif kanadın en çok rağbet gösterdikleri konu. Ve yapılan gizli görüşmeler de var. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Engin Koyun'un muhalifleri kongreye iki yıl olmasına rağmen kolları şimdiden sıvamışlar.
Bu da gösteriyor ki, artık Engin Koyun'a karşı bir tepki var. Güvenin tamamen ortadan kalkmaması için de Engin Koyun ayağını yere çok ama çok daha sağlam basmalı. Tabi bu durumun ortaya çıkmasında en büyük emek sahibi şüphesiz Ahmet Mercan'dır. Ortaya attığı ihale iddiaları ve bu konudaki serzenişlerinin devam etmesi, Koyun'un kendi teşkilatı karşısındaki güvenilirliğini de zedelemiş olmalı.
Parti içi muhalefet de bu yaşananları bir fırsat olarak görmüş anlaşılan. Kapı kapı dolaşarak, hem ilçe yönetiminin yapması gereken ziyaretleri gerçekleştirmeye başlamış ve hem de kendilerine yandaş toplama çabası içine girmiş.
Bu isimlerin kimler olduğunu üç aşağı beş yukarı Engin Koyun da tahmin edecektir. Güven konusunda şu sıra sıkıntılı da olsa, herhalde belirli bir istihbaratı vardır. Fakat, iddiaları gerek yasal ve gerekse de tatmin edici belgelerle bertaraf edemez ise, Engin Koyun'u çok sıkıntılı bir dönem beklemektedir.
---------- -----------
DTP'nin kapatılmaması sürpriz olurdu
BÜTÜN bir Türkiye, DTP'nin kapatılmasını tartışıyor.
Milletvekilleri bırakacak mı? Sine-i millete dönülecek mi? Ara seçim olur mu? Bu seçim süreci genel seçimi tetikler mi?
Ve daha bir yığın soru gündemde.
Her şey bir tarafa, Refah Partisi'nin kapatıldığı dönemde bile, yüksek mahkemeden iki tane cengaver çıkıp, karara muhalefet etmişti. Fakat DTP'nin durumu öyle değil. Sonuç çok açık...
11-0...
Bu durum, yani hiçbir mahkeme üyesinin muhalefet etmemesi ve partinin kapatılması, benim beklediğim bir sonuçtu. Çünkü deliller sabit. Strateji olarak, ülkenin başının belası bir terör örgütünü savunma yolunu benimsemiş bir partinin temsiliyeti olamazdı zaten. En azından hukuk, yasalar bunu söylüyor.
Fakat tartışılması gereken konu başka. AK Parti'nin kapatma davası çok kısa bir zaman içinde başladı, gelişti ve sonuçlandı. Fakat DTP hakkındaki dava 2007 yılında açıldı. İki senede görüşülmesine ancak karar verildi. Sonuçta parti kapatıldı. Sadece bu durum bile, yani DTP'nin kapatılması, bana göre, oynanan büyük oyunun bir parçası. AK Parti tarafından getirilen ve parti kapatmalarının karşısında olduğunu beyan eden Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bile bu yönde bir karar veriyorsa, gerisini siz düşünün.
Demokratik açılım çalışmalarına, bu dava ile ilk kurban verilmiş oldu. Sonraki kurban hangi parti acaba?
AK Parti mi dersiniz...?