DOĞRU arkadaş, adam haklı...
Adam yerden göğe kadar haklı...
Sen nasıl olurda aksi söylenmesine rağmen çıkar il başkanlığına aday olursun?
Bırak aday olmayı, bu durumu aklına dahi getirmeyeceksin demediler mi sana? Başbakana rağmen aday olmak ne demek? Başbakanın işaret ettiği adama karşı olmak kimin haddine düşmüş?
Liderine nasıl olur da saygısızlık edersin? Demokrasi kitabının neresinde yazıyor bu durum?
Aşk olsun... Aşk olsun...
xxx
Mizahi bir dille başlamak istedim bugün yazıma. Konum, birçoğunuzun anladığı gibi Başbakan Erdoğan ve şemsiyesi altındaki siyasi hareketi...
Geçtiğimiz hafta Sayın Başbakanın emri üzerine parti içinde bazı il başkanları görevlerinden alındı sanki. AK Parti'nin bu bazı il başkanları, usulen görevden alınmasa da, istifa etmeye zorlandılar. Bu isimlerin görevden alınmaları için tek suçları vardı, o da Başbakan Erdoğan'ın çok sevdiği adamlara karşı aday olmaları.
Başbakana rağmen seçim kazanmaları. Üstelik öyle böyle değil, rakiplerine adeta fark atmaları bu görevden almaların tek sebebi. Anlaşılan kendisine rağmen bu adamların seçimleri kazanması, Recep Tayyip Erdoğan'ın demokrasi tarifine galiba bir parça uymuyor. Belki de Başbakan Erdoğan'da, parti içinde yaşadığı bu seçim yenilgileri nedeniyle aşağılık kompleksi oluştu, kim bilir.
O'nun penceresinden baktığınızda kendisini haklı görebilirsiniz. Koskoca Başbakan, Türkiye Cumhuriyeti'nin belki de halk desteğini en çok arkasına alan adamı, bir tane il başkan adayına sözünü geçiremesin.
Vallahi O'nun yerinde olmak istemezdim. Koca Başbakanın uğraştığı işlere bak...
Koskoca Tayyip Erdoğan'ın düştüğü duruma bak...
Fakat Tayyip Erdoğan'ın dikkatinden kaçan bir nokta var. Tamam, bu adamlar kendisine rağmen aday olup seçimleri kazanmışlar, ancak sonuçta bu adamları seçen bir delege yapısı da mevcut. Şimdi, parti içi başarılarını hazmedemediği için istifalarını istediği il başkanlarını seçen AK Parti delegeleri de partiden dışlanır mı, benim düşündüğüm nokta burası.
Doğru ya, eğer il başkanı seçilen isimler Başbakanlarına karşı gelmişse, bu adamlara bile bile destek ve oy vererek başkan seçilmelerini sağlayan delegeler de aynı şekilde karşı gelmiş demektir. Yani aynı suçu işlemiş olurlar. İl başkanlarını sepetlemeye çalışan bir adam, onları da kapının önüne koyar normalde.
Yani normal olanı bu...
Ayrıca, madem bir adamın başkanlığı tanınmayacaktı, neden bu kongreleri yapma gereği duyuldu? Demek ki, AK Parti'de genel kurullar adet yerini bulsun cinsten yapılıyor. Yani dostlar alışverişte görsün.
Kısacası; bir Başbakan tarafından, sadece bir kompleks sonucunda seçilmiş bir il başkanının istifasını istenmesinin demokrasi ile bağdaşır yanı yoktur. Başbakan, tam anlamıyla rayından çıkmıştır. Despot yapısını bu kadar aleni ve radikal bir şekilde ortaya koyması, girdiği bunalımın, kompleksin bir sonucudur, yansımasıdır.
AK Parti'nin sadece genel merkezinde değil, yerel idarecileri, belediye yönetimleri ve daha nicelerinde demokrasi kimliği tam anlamıyla kişilerde bulunamadığı için bu tür sorunları daha çok görürüz.
Bu durumun başka bir izah tarzı yoktur...
AK Parti'nin demokrasi anlayışı, dikte bir yapılanma ve baskı üzerine kurulu. Burası net bir şekilde ortadadır. Bunu yıllar önce Fikri Işık ve Necdet Eksen'in adaylık yarışında Kocaeli'nde de görmüştük.
Başbakan galiba partisindeki herkesi güdülecek koyun gözüyle görüyor...
--------- ----------
Körfez'deki işçi alacakları
KÖRFEZ'DE sıkıntılar diz boyu devam ediyor. Son olarak ortaya çıkan belediye ve YARPAŞ çalışanlarının birikmiş alacaklarının ödenmemesi hakkında sıkıntılı bir dönem yaşanıyor.
Sorunların temelinde mutlaka belediye yönetimi var, ancak her yöneticinin ayrı telden çalması ve bunun sonucunda işçilere verilen sözlerin tutulmamasının ise tehlikeli bir durum olduğunu belirtmekte fayda görüyorum.
Bu işçi alacakları ile ilgili olarak Körfez Belediyesi ve YARPAŞ'ta örgütlü olan Belediye-İş Sendikası yöneticileri bazı görüşmelerde bulunuyor. Başkan Yunus Pehlivan şehirde olmadığından sendikacıları yardımcısı Musa Yüksel ağırlıyor. Çay falan ikram ediyor. İşçilerin sıkıntılarının aktarıldığı konuşmanın sonunda ise Sayın Yüksel, yeni öncesinde 1 milyon TL'lik bir ödemenin yapılacağı müjdesini veriyor.
Sonra zaman geçiyor. Konu ve verilen umutlar da doğal olarak zaman aşımına uğruyor. Bu kez belediye başkanı Yunus Pehlivan'ın çayını içen sendika yöneticileri, “Para yok” cevabı ile karşılaşıyor.
Yani Musa Yüksel'in “Var” sözüne karşılık, devamında Yunus Pehlivan “Yok” mesajını veriyor. En azından sendika yöneticilerin sözleri böyle...
İşçiler bu gelişmelerden dolayı mutsuz ve umutsuz. Gözlerini bu kez Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Karaosmanoğlu'na dikmişler. İşçi maaşları her dönem önemli sorunlara sebep olmuştur. Umarım Körfez'deki sorun bir an önce çözüme kavuşur.