TÜRKİYE hiç de alışık olmadığı bir cenderenin tam ortasında kaldı. Tedirginlik had safhada. Bu ülkenin vatandaşıyım diyen herkeste bir şekilde korku oluşmuş durumda.
Bakın Bursa İnegöl'de yaşananlara...
Akıl alır gibi değil...
Sadece bir kavga, başka bir olay yok...
Bir kaç kişilik iki ayrı grubun kendi aralarındaki kavgalarının ateşi nasıl oluyor da koca bir ilçeyi birbirine katar. Bu devletin polisini, hani şu memura, emekliye, başörtüsü mücadelecisine gücü yeten, depremzedeye karşı durması için emir verilen işte o polisi, asker korumak zorunda kaldı.
Allah bu askeri devletine bağışlasın!...
Küçücük bir kavganın sonunda bütün bir ilçe ayaklandı.
Sebeplerini elbette ki, araştırmak, bulmak lazım. Etnik köken gibi bir sorun söz konusu ise, devlet büyüklüğünü göstererek, gereğini yapmalı, olayların üzerine gitmelidir...
Hala İnegöl'de gergin hava devam ediyor. İnsanlar her ne kadar sosyal yaşamlarını sürdürse de, içten içe büyük bir tedirginlik de mutlaka yaşanıyor. Bu yaşananların izlerini ilçe halkı daha uzun süre silemez gibime geliyor.
Derken bu kez kötü havadis Hatay'dan geldi...
Dört polisin şehit edildiği terörist saldırının ardından bu kez Hataylılar galeyana geldi. Halk sokaklara döküldü. BDP'nin bir ilçe binasına saldırı düzenlendi...
Şimdi ne demek oluyor bu kadar olay...
Halkın sokaklara dökülmesinin anlamı nedir diye düşenmenin zamanı gelmiştir artık...
Açılım çalışmalarının başladığı günden bu yana kadar millet olarak çok gergin günler geçirdik. Zaman zaman gerçekleşen terör saldırılarının haziran ayı birlikte dozajını artırması ve hemen her gün yeni şehit haberlerinin gelmesi, askerin yanı sıra polis ve sivil halkın da hayatını kaybetmesi, ciddi anlamda milletin psikolojisi alt üst etti.
Artık stresi boyunu aşan millet de belli bir yerden sonra patladı. Küçücük bir kıvılcıma bakan Türk toplumu, bir iki provakasyonla çabuk gaza gelince de, itidal denilen davranış biçimi tamamen ortadan kalkmış görünüyor.
Sonuç: Çok sayıda vatandaş yaralı. Bazalıra gözaltında. Polisler yaralı. Sinerler gerildi, haliye toplum psikolojik travma haline neredeyse gelmiş durumda...
Hatay ve İnegöl askeri vesayette. Yani askerlerin köşe başlarını tuttuğu ve güvenliği sağladığı bir yer halini aldı bu il ve ilçe...
Benzer hadiselerin yaşanması ihtimali yüksek olan bölgeler de var.
Bu nedenle gerekli tedbirler bir an önce alınmalı ve sağlam adımlar atılmalıdır. Bunu yapması gereken de, yapabilecek olan da devlettir...
TDH'lılar CHP'ye sıcak bakmıyor
MUSTAFA Sarıgül'ün yarı yolda bıraktığı TDH'lılar, 12 Eylül'deki o sonucu Türkiye'deki siyaseti derinden etkileyecek referandumdan çıkacak olan sonucu bekliyorlar.
Adeta genel seçim havasındaki bu referandum sürecinde parti liderleri düzenledikleri mitinglerle 'evet' ve 'hayır' tercihlerinin gerekçelerini halka anlatıyor ve milletten de kendileri gibi karar vermesini dikte ediyorlar.
Başbakan millete yönelik, "Bakın giderim haaa" diyerek aba altından sopa gösterirken, ana muhalefet lideri de, "Sen vatana ihanet ettin" sözleriyle kendisine karşı savaş ilan ediyor...
Yalnız Kılıçdaroğlu'na küçük bir hatırlatma... Aynı suçlamayı kullanan MHP pek rağbet görmedi. Bence bu kadar radikal olmamasında fayda var diye düşünüyorum...
Bu arada belki de CHP'den, daha doğrusu destek açıklamasına yapmasına rağmen Kılıçdaroğlu'ndan beklediği ilgiyi göremeyen Sarıgül de, neredeyse kanlı bıçaklı olacağı, en nefret ettiği insan Baykal'la özel sohbetlerde bir araya geliyor.
Tabi bu durum en çok da Türkiye Değişim Hareketi mensuplarını derinden yaralıyor, bir o kadar şaşırtıyor.
Körfez'deki TDH'lılar içinde tanıdığım çok isim var. Yaptığımız sohbetlerimizde genelde Sarıgül'ü eleştiriyorlar. Önemli bir çoğunluğu ise henüz daha kararını vermemiş durumda. TDH'lılar ayrıca sadece Körfez değil, Kocaeli ve daha birçok ilde de durumun aynı olduğunu söylüyorlar...
Fakat görüntü itibarıyla TDH'lıların CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na pek öyle sıcak bakmadıkları kesin gibi...