2007 Genel seçimlerinin üzerinden 2.5 yıl geçti.
Az buz zaman değil.
Hükümetlerin 4 yıllığına iktidara geldiği hesaplanırsa yarıdan fazlası geçmiş.
Hatta zaman o kadar kısalmaya başlamış ki, muhalefet partileri şimdiden başladı.
‘Erken seçim isteriz.’ sözlerine
Başbakan Tayyip Erdoğan, ısrarla seçimlerin zamanında yapılacağını söylüyor.
Yani 2011 Temmuz ayı.
Mevsim şartlarına göre bir iki haftalık bir oynama olabilirmiş.
Kısacası, genel seçimlere daha 1.5 yıl gibi bir zaman var.
Çok uzun sayılmaz, bu yıl sonunda herkes seçim atmosferine girmeye başlar.
*****
Tabi, seçimler demokratik ortamlarda yapılan ve halkın tercihiyle iktidarların değiştiği sistemdir.
Bir de antidemokratik uygulamalar vardır, iktidarı düşürmek için yapılan.
Bunun adına da darbe denir.
Genellikle iktidarın ülkeyi yönetmesinden memnun olmayan silahlı kuvvetler zaman zaman çeşitli aralıklarla müdahalede bulunurlar.
Bazen direkt yönetime el koyarlar, bazen muhtıra verirler.
Zaman geçtikte darbelerin adı değişir, post moderni olur, e muhtırası olur.
Son bir yılın en önemli konusu, yada gündemde ısrarla tutulan konu Ergenekon davasıdır.
İddiaya göre sivil asker çeşitli kişiler, Ak Parti Hükümeti’ni düşürmek için darbe planlamış.
Bir de daha yargıya yansımayan Sarıkız, Ayışığı, Balyoz gibi darbe planları da var.
Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana sayısız darbe planları yapılmış, ancak bir türlü uygulanamamıştır.
****
Peki, darbeciler neden emellerine ulaşamamıştır.
Diyebilirsiniz, bin bir türlü nedeni ver, hangisini açıklayalım.
Doğrudur, ama bence en önemlisi Ak Parti’ye verilen halk desteğidir.
Ki, bu destek 2007 seçimlerinde yüzde 47 gibi çok büyük bir orana yükselmiştir.
Hiç kimse böyle bir desteği yok sayıp, şartları oluşturmadan darbe marbe yapamaz, sadece girişim olarak kalır.
Kısacası Ak Parti’nin darbeyle iktidardan uzaklaştırılması gibi bir ihtimalin ihtimali bile kalmamıştır.
******
Peki, Ak Parti iktidardan nasıl gider?
Tabi ki, yapılacak genel seçimlerde halkın vereceği oylarla.
Peki, halkın önceliği nedir?
Tabi ki birinci öncelik ekonomidir.
Peki halk ekonomik gidişattan memnun mudur?
Kimileri, “evet” diyebilir.
Ancak, kimileri de dünyada en pahalı akaryakıtı bizim kullandığımızı...
Aldığımız bir litre yakıtın parasının yarısından fazlasının vergiye gittiğini...
En pahalı ama en yavaş internet kullanıcısı olduğumuzu...
En pahalı cep ve sabit telefon kullanıcısı olduğumuzu...
En pahalı elektriği harcadığımızı..
En pahalı suyu kullandığımızı...
Faturanın yarıdan fazlası vergi ve atık su bedeline gittiğini...
En pahalı doğalgazı kullandığımızı...
Hatta kırmızı eti bile en pahalı bizim yediğimizi söyleyebilir.
Hadi kırmızı eti hatta tavuk etini bir yana bırakıyorum, zaten halkın büyük bölümünü bunların yüzünü görmüyor.
Yemese de ölmüyor.
Ama, akaryakıt, elektrik, doğalgaz, su, ev ve cep telefonu hayati derecede önemli.
Birisinin yokluğu bile insanca yaşamı kökünden etkiliyor.
******
Bugün ister ücretli, ister serbest meslek çalışanına sorun demeyeceğim.
Çünkü hepimiz aynı trenin içindeyiz.
Bazı zenginler, kolay para kazananlar dışında herkes, ama herkes üzerinde çok büyük vergi bulunan bu faturaları ödemek uğruna açlık sınırına yakın yaşıyor.
Ak Parti hükümeti 2002’de iktidara geldiğinde önceliği ekonomiye vermişti.
Ancak 2007 yılından bu yana açılım, demokrasi, dış ilişkiler, darbe planları derken ekonomiyi iyice unuttu.
Eğer geri kalan 1.5 yıl içerisinde halkın geçim standardını iyileştirme adına bir şey yapmazlarsa inanın yüzde 47’yi bir daha zor görürler.
Darbe marbe değil ama Ak Parti’yi iktidardan ekonomik sıkıntılar götürecektir.
---------
Erol Köse, CHP’liliğini bitiriyor
Henüz ortaokula gidiyordum, ilk kez belediye otobüsü ile tanıştığımda.
Mahallemin yolları ilk kez asfaltı yine o yıllarda görüyordu.
Herkesin dilinde belediye başkanı Erol Köse adı dolaşıyordu.
CHP’nin İzmit Belediye Başkanı.
Leyla Atakan’dan sonra İzmit’e iz bırakın belediye başkanı olmuştu.
Ancak, parti içi çatışmalar nedeniyle 1977 yerel seçimlerinde aday gösterilmeyince CHP’de belediye başkanlığını kaybediyordu.
Erol Köse, CHP’nin ağır toplarından birisiydi.
1984 seçimlerinde İzmit Belediye başkanlığına yeniden aday oldu.
Kendisine çok güveniyordu, hatta, “Ben İzmit’i garantiledim” diyerek Adapazarı’na desteği bile gittiği söylenir o seçimde.
Ancak, ANAP karşısında yenilgiye uğrar, karizması çizilir.
*****
Fakat siyasette pes etmez, 1987 genel seçimlerinde bu defa meclise gider, milletvekili olur.
Bir dönem vekillik yapan Erol Köse o tarihten sonra da partinin büyüğü konumunu sürdürür.
Ancak, yaşından mıdır, yoksa başka hesaplaşma içinde olduğundan mıdır bilinmez zaman zaman CHP ile ters düşer.
Büyükşehir Belediyesi’nin icraatlarını savunmasına rağmen yine de partilileri sesini çıkarmaz.
Ancak bu defa Erol Köse’ye müsamahalı davranacaklarını hiç ama hiç sanmıyorum.
Çünkü DSP İzmit İlçe Kongresine katılan Köse, “CHP’ye güvenmeyin, kurtuluş DSP de” demiş.
Köse açısından CHP değil, DSP anlam ifade ediyormuş.
Böyle cümleleri kullanmak normalde bir siyasetçinin siyasi hayatını bitirir.
Bakalım CHP il örgütü, disiplin kurulları Erol Köse’nin, “CHP’ye güvenmeyin, kurtuluş DSP de” sözlerini nasıl değerlendirecek.
Bu sözleri de umursamazlarsa CHP’de bundan sonra da isteyen istediğini rahatlıkla konuşabilir demektir.
Bence Erol Köse gibi CHP’nin önemli bir ismi siyasi kariyerini çok kötü bitirmiştir.
FOTO KOD: Erol Köse’nin fotosu kullanılacak